İnceleme

Atatürk ve Demokratik Türkiye

calendar

    19 Mayıs 2026

Atatürk ve Demokratik Türkiye, Atatürk devrimlerinin fikri ve siyasi temellerini ele alan, bu devrimlerin toplum nezdinde nasıl karşılandığını inceleyen ve anlamaya çalışan Halil İnalcık’ın makalelerden oluşan bir eser. Önsözde yazar bu kitabı devrimlerin yarattığı toplumsal ikiliği çözmek için hazırladığını söylüyor. Kitabın gerçekten de bu amaca hizmet ettiğini söylemek mümkün, Atatürk devrimlerinin toplumda yarattığı zıtlaşmayı anlamak için bir rehber olarak okunabilecek nitelikte.

Aslında hikaye Osmanlı’da Batılılaşma taraftarlarının, aydın İttihatçılar tarafından devrilmesiyle başlatılabilir. İttihatçılar ve sonrasında Atatürk demokratik bir devlet kurma ideali taşıyorlar.

Osmanlı’nın teokratik bir devlet olduğu unutulmamalı. Haliyle o dönemde artık tek çare olarak görülen Batılılaşmanın ne şekilde olacağı hukuki ve teknik olduğu kadar dini anlamda da bir sorun teşkil ediyor. Nitekim dönemin devrimleri hala milliyetçi mütedeyyin halk tabakasında tepki ile karşılanmaya devam ediyor. Kitabı esas alacak olursak Atatürk devrimlerinin fikri sac ayaklarının Batılılaşma (O dönem Garpçılık), milleyetçilik ve sosyal darvinizm olduğun söylenebilir. Amaç modern bir Türk milleti meydana getirmek fakat hilafet ve saltanat yanlısı geniş bir kesimin buna müsaade etmeyeceği açık olduğundan Atatürk bu devrimleri halka zorla kabul ettirme yoluna gidiyor. Burada aydın İttihatçılığın bir devamını görüyoruz fakat bunu yaparken Atatürk’ün ifadelerinde bu devrimlerin hep halka mal edildiği görülüyor.

Yazara göre burada Atatürk’ün amacı hızlı bir şekilde modernleşmek ve Türkleri barbar addeden Avrupa devletlerine karşı elini güçlendirmek. Atatürk bunun gerçekleşmesi için yalnızca Batı’nın tekniğini değil kültürünü de benimsememiz gerektiğini düşünüyor. Türk halkının da onlar gibi yemesi, içmesi ve görünmesi onun için şart. Burada sosyo-darvinist bir tutum takınılıyor devrimlerdeki vurgu daima hayatta kalmak. O yüzden devrimler sert ve seri bir şekilde uygulamaya konmaya çalışılıyor. İşin garibi her ne kadar bu devrimler güçlü bir direnişle karşılaşmış olsa da bugün Batılı anlamda modernleşmiş tek İslam ülkesinin Türkiye olduğunu söyleyebiliriz.

Bu devrimler Atatürk’ün vefatını takip eden yıllarda İslamcı halk tabakasının desteğini alan partilerle kesintiye uğruyor. Bu partilerin yükselişiyle devrimin hedeflediği kültürel devrim bir anlamda duruyor. Bunu da önce Türkçü/İslamcı sonra sentezciler denilen bir akım takip ediyor.

Kitapta değinilen şahsiyetlerden biri de Atatürk üzerinde oldukça etkili olan Ziya Gökalp. Gökalp toplumu ayrı bir organizma olarak görüyor, Türk kültürü üzerine yükselen bir Türk modernitesini idealize ediyor. Zaten görünüşe göre ne kadar Batı örnek alınırsa alınsın, modernleşmede atılan adımlar neticede başka türlü bir modernite doğuruyor. Bu yüzden Batı’yı kopya ederek Batı olacağımızı düşünmek saf bir hayal olarak kalıyor. Türkiye de, Japonya da bunun açık örnekleri.

Günümüzde ise terazinin dengeleri değişiyor. Yazar Avrupa’nın hümanist görünüp Türkiye karşıtlığı yapmaktan çekinmediğinden, Yunanistan’a verdiği destekten dem vuruyor. Avrupa Türkiye’yi Avrupa’nın bir parçası olarak görmüyor, Kıbrıs hala bir ülke olarak tanınmıyor. Buradan ve son yıllardaki siyasi gelişmelerden yola çıkarak Türkiye’nin modernleşmesinin çoğulculuğa ve yayılmacı bir politika güdümünde tarz değişimine gidecek gibi görünüyor.

Yazar kitabı noktalarken yine uzlaşmacı bir tavır takınıyor. Ona göre ancak millet sevgisi toplumu bir arada tutabilir ve potansiyel bir ortak ideolojiye götürebilir.

19 Mayıs 2026

Yorumlar

Senin anonim

Rica ederim

İsminiz (Yazmazsanız isminiz anonim)

Teşekkürler

anonim

Teşekkürler

Hakkımda