McDonald’s yalnızca bir yemek zinciri değil. Nitekim McDonalds’ı McDonald’s yapan endüstriyel unsurlar, 20. yüzyıldan itibaren farklı biçimler alarak gıda dışındaki diğer bütün sektörlere de sıçramış durumda. Kitapta yazar George Ritzer, bu olgunun, McDonald’s’ın farklı sektörlerdeki proliferasyonunun keyfiyetini ele alıyor, sektörlerin değişimleri ve dönüşümlerini bu bağlamda değerlendiriyor ve eski halleri ile kıyaslıyor.
Basit ifadesiyle McDonaldlaşma, tüketici açısından kolay tüketilebiliri tercih etmek, üretici açısından da kolay ve öngörülebilir şeyleri üretmek ve daha üst perspektifte her şeyi üretici ve tüketici eksenli düşünmek anlamına geliyor. Tabi bu durum üretim tarzını değiştirmekle kalmıyor, üretilen şeylerin niteliklerini ve “ne yersen osun” sözü mucibince insanı da dönüştürüyor.
Yazar bu sürecin eleştirisi olarak McDonaldlaşmanın gayri insanliği doğurduğunu, bunun da uzun vadede sıkıcılığa ve iticiliğe sebep olduğunu, hem üreticiyi hem tüketiciyi hem de çalışanı robotlaştırdığı ve yüzeyselleştirdiği için yüksek verimliliği hedeflerken verimsizliğe sebep olduğunu iddia ediyor. Lokal restoranları, özel burgercileri veya “Turist gibi gezme oralı insanlar gibi gez” tarzındaki yaklaşımları buna tepki olarak ortaya çıkmış olgular olarak değerlendiriyor.
Peki yazılım alanında da bunun yansımaları var mı? Dil modelleri bunun bir örneği mi ya da güdümleyicisi mi? Günümüzde neredeyse bütün internet uygulamalarının önyüzlerinin React ve shadcn ile yazılması veya daha soyut bir açıdan yazılım ürünlerinin piyasaya sunulacakları sektörü tanımadan, kabaca bir şeylerin eklenip çıkarıldığı uygulamalar olarak tasarlanması belki böyle değerlendirilebilir.
Piyasanın üretim tarzını tanımak ve neden teknoloji ilerledikçe renksizleştiğimize dair farklı bir bakış açısı edinmek isteyenler kitabı okuyabilirler.
31 Mayıs 2026
© 2026 Furkan Erdem
Hakkımda
Yorumlar
Henüz yorum yok!